top of page
  • Yazarın fotoğrafıDursun Bulut

SİYASETİ DUYGULARLA VE KİŞİSEL İKBALLE DEĞERLENDİRMEK YARINI ISKALAMAKTIR!

Seçimlerin 2'inci turunu da geride bıraktık. AKP ortaklığı hem meclisi hem de cumhurbaşkanlığını kazanmış durumda.

Öncelikle sizlerden özür diliyorum. Çünkü yazım değerlendirme yazısı olduğu için uzun bir yazı. Belki yazıyı okumaktan sıkılacaksınız. Ancak sabrederek okumanızı diliyorum.

Seçimlerin 2'inci turunu da geride bıraktık. AKP ortaklığı hem meclisi hem de cumhurbaşkanlığını kazanmış durumda. CHP'ye gönül veren halk umutlanmıştı. 1'inci turdaki olumsuz sonuçlara rağmen, 2'nci turda da umudunu yitirmedi ve Sn. Kemal Kılıçdaroğlu'na desteğini devam ettirdi. Her iki turda, tüm Adaylara, Milletvekilliğine seçilenlere, tüm parti üyelerine, Seçmenlere, Katkı verenlere, Öncülük yapan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Muhalif tüm ittifak partilerine, ittifaka katılmayıp destek veren diğer ittifak partilerine yürekten teşekkür ediyorum.


Özellikle Kadınları, Gençleri kutluyor ve içten teşekkür ediyorum. AKP yanlılarınca birçok ilde yaratılan saldırganlığa rağmen Türkiye halkları demokrasi dersi verdi. İradesini sandıklardan tecelli etti. Biz ne kadar çaba sarfettikse de Halkımız, #Değişim 'i şimdilik erteledi. Süphesiz mücadeleye devam edeceğiz. Ancak dersler de çıkaracağız. Her alandaki değişim mücadelesini daha da hızlandıracağız.


Bu yazıyı kaleme alırken sürecin nazikliğini dikkatte alarak yanlış bir ifadenin yer almaması için azami özen gösterdim. Çünkü yeterince sertlik yaşatıldı bize. Bu yazımda daha çok (eksikliklerimizi tüm detaylarıyla konuşmayı sonraki günlere bırakarak) siyasi aktörlerin davranış biçimlerini, söylemlerini ve bazı önerilerimi anlatmaya çalışacağım.


Halk Suçlanmamalı


Bazı partililer, seçmenler, daha ilk saatlerde duygularıyla yazmaya başladılar. Halka "her şeye müstahaklar" diyerek üst perdeden sözler sarfettiler. Bazıları, "Olmuyor kardeşim, ne yapsak olmuyor. Halk, aleviye, sola oy vermiyor" şeklinde atarlarda bulundular. Kimse sonuçlardan ders çıkarmıyor! "Ben ne yaptım? Neden olumsuz sonuçlar alındı? İzlenen strateji doğru muydu?" sorularını sorarak, çözüm arayışı içinde olmuyor. Ne yapıyor? Suçlamayı öne çıkarıyor.


Seçim Sonuçları Özgürce Değerlendirilmeli!


Bazı kişiler, yöneticiler, dışarıdaki bazı aydınlar, alınan sonucu galibiyet gibi sunuyor. AKP iktidarının devletin tüm gücünü kullanmasından dolayı ve diğer bazı gerekçeleri sıralayarak, CHP'nin aldığı oy oranın başarlı bir sonuç olarak niteliyorlar. Bir hatırlatma partimizin oyu %20'nin bir tık üstünde, CB'lığı oylarıda ittifaklara göre değişkenlik göstermiş ancak hep aynı oranlarda. Seçim öncesi "susun, cephedeyiz" söylemleriyle herkes susturuldu. Ancak seçim sonrası aynı hata yapılmamalı, insanlar özgürce değerlendirme yapmalı!


Yönetenlerin Birbirlerini Suçlamaya ya da Sorumluluktan Kaçmaya Hakkı Yoktur!


Kimileri de daha ilk dakikalarda genel başkanı ve kadrosunu istifaya davet ediyorlar. Belliki bu sesleri yükseltecekler. Ancak bu istifa söylemleri bugüne kadarki eksiklikler iyi analiz edilemeden, yapılması gerekenler iyi anlatılmadan, partinin üstün yararı iyi gözetilmeden yapılırsa bir "kör dövüşü" bizi bekliyor demektir.


▪︎ Sn.Genel Başkanımızın, "biz burdayız, daha da güçlüyüz" gibi ifadesini duyunca doğrusu, ne oluyor sorusunu hemen kendime sordum. Bu söylem, çok aceleye getirilmiş bir söylemdir. Daha sonra bu söylemden cesaret alanlar, "iktidarın her türlü oy hırsızlığı, manipülasyonu, asimetrik bir şekilde devletin gücünü kullanması gibi gerekçelerden dolayı aslında biz kaybetmedik, kazandık" demeye başladılar. Hatta bazıları "... siz kaybetmediniz. Biz kazandıramadık" demeye başladılar. Bu da bizi eksikliklerimiz konuşma yerine, gereksiz meydan okuyuşlarına götürebilir. Hiç şüphe yoktur ki, AKP iktidarı tüm kötülüklerin anasıdır. Kazanmak için her yalanı, iftirayı ürettiler, medyayı kullandılar, insanlara korku saldılar. Devleti parti devleti gibi kullandılar ancak onlarca kez alınan yenilgiler, bu gerekçelerle izah edilemez.


Sevgili Dostlar;


Bilmenizi isterim ki, bu tür söylemler bizi sürekli yenilgilere götürür. Ömrümüz geçecek, biz başarı yüzü göremeyeceğiz. Bu sonuçlar gösterdi ki, ister parti içinde, ister dışında olsun, sol bunalımdadır. O nedenle duygularımızla değil, aklımızla hareket etmeliyiz.


Kendimiz İçin Değil Halk İçin Bir Parti Hedeflenmeli!


▪︎ Biz bir yenilgi yaşadık. Bundan ders çıkartıp, geleceği planlamalıyız. Bu yenilgide herkes üzerine düşen payı almalı ve gereğini yapmalıyız.

▪︎ Partiyi ele geçirme ya da elden tutma anlayışından vazgeçerek, bunalımdan nasıl kurtulacağımızı konuşmaya başlamalıyız.

▪︎ Geleceği doğru okumak istiyorsak, öncelikle aldığımız olumsuz sonuca bahane üretme, sonucu başarıymış gibi gösterme yerine #Kurullarımızı ve düşünce üretme #Platformlarımızı işleterek hızla sorunlarımızı, eksikliklerimizi ve çözümleri konuşmalıyız.

▪︎ Kendi iç işleyişini demokratikleştirmeyen, Türkiye'yi demokratikleştiremez. Bu gerekçeden hareketle yarından tezi yok, #TüzükKurultayı 'nı toplamalıyız. Yine aynı süreçte #Kongreleri yapacağımız ilan edilmelidir. Yeni Tüzüğün oluşmasından hemen sonra da #KongrelerSüreci 'ni başlatmalıyız. Başlatmazsak cezalı duruma düşeceğiz. Başlatamayıp, neredeyse 4 senedir görev yapan yorgun kadrolarla 2024'de gidersek, partimizi bir yenilgiye daha mahkum ederiz. Buna kimsenin hakkı yoktur!

▪︎ Genel Başkanımız ve kadrosunun içinde canhıraş mücadele edenlerle omuzdaşlık yaptık. Emeklere saygım sonsuz. Ancak Genel Başkanımız ve kadrosu partimize iyilik yapmayı düşünüyorsa, kendilerini aynı görevde tutma alışkanlıklarından vazgeçmeli ve sol değerlerin gereğini yapmayı bugünden kamuoyuna duyurmalı.

▪︎ Hele, hele 2024 yerel seçimlerinde belediye başkanlarını atama isteğine asla tevessül edilmemeli. Belirleme hakkı üyelerin olmalı. Aksi taktirde, yapılacak atamalar bir siyasi intihar olur. Unutmayalım! Bu tür davranışları Sn. Baykal 1999'a kadar sergilemişti ancak partiyi baraj altında bırakmaya sebep olan genel başkan olarak tarihe geçmişti. Gelin bunları bize yaşatmayın. Yenildiğimizi kabul edelim. Aynı partinin üyeleri olmamıza rağmen yoldaş değilmiş gibi davranmak yerine, dayanışan, birlikte üreten, birlikte yöneten yoldaşlar olalım.


Herkes birbiriyle konuşmaya başlasın. Geleceğimizi konuşmaya başlayalım.


Demokrasi Mücadelesi Tek Başına Verilemez!


Demokrasi Mücadelesi Halkla Birlikte Verilir!


NOT: Yazıyı okuyan herkes öneri ve yorum yazarsa sevinirim.

2 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page